iso 9001, iso 9001 belgesi, iso 22000, tse hizmet yeterlilik belgesi, iso 9000 kalite belgesi, iso danışmanlık eğitim ve kalibrasyon izmir, iso9000 izmir, ıso 9001,izmir iso 14001, iso14001 izmir
iso 9001 izmir
Eurocons Eğitim ve Danışmanlık Anasayfa

BAŞVURU REFERANSLAR

Kurumsal
Hizmetler
Bilgi Bankası
Eğitimler
İletişim
 
Bilgi Bankası - izmir danışmanlık ve eğitim hizmetleri
 
Sosyal Sorumluluk Kavramı ve Tarihsel Gelişimi
1.1. SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMI

Modern yaklaşımda, örgütler birbirleriyle ilişkili ve karşılıklı bağımlı alt-sistemlerden oluşan bir bütün olarak ele alınmakta ve açık sistemler olarak tanımlanmaktadırlar. Örgütler açısından sosyal sorumluluk kavramı, bir örgütün üretimden başlayarak ürünü yada hizmeti nihai müşteri kullanana dek ve kullandıktan sonra ki tüm aşamalarda, meydana çıkabilecek olan zararlı faaliyetleri sınırlayan, örgütün faaliyette bulunduğu ortamı koruma ve geliştirme konusundaki yükümlülükleri olarak tanımlanabilir. Sosyal sorumluluk gönüllülük esasına dayanır ve yasalar yerine geçen bir olgu değildir. Örgütlerin uymaları gereken yasalardan dolayı gerçekleştirildiği faaliyetler sosyal sorumluluk kapsamı içerisinde değerlendirilmez. Örneğin; bir örgütün işgörenlerine fazla mesai ücreti ödemesi sosyal sorumluluğunu yerine getirdiği anlamını taşımaz.

 

Örgütlerin sosyal sorumlulukları, örgüt içi ve örgüt dışı olarak iki bölümde incelenebilir. Örgüt içi zorunluluklar, insan kaynakları yönetimi, üretimde kullanılan doğal kaynakların yönetimi gibi konuları, örgüt dışı ise toplumu, dış kuruluşları, küresel çevre sorunları gibi konuları içerir. Bu ayırım ile örgütlerin üst yönetimlerinin kar elde etme yükümlülüklerinin dışında, içerisinde bulundukları çevreyi ve sosyal dengeyi korumak, refahını arttırmak gibi yükümlülüklerinin de olduğu ortaya çıkmaktadır.
Sosyal sorumluluk yöneticiler tarafından ekstra maliyet olarak değerlendirilebilir. Ancak yöneticiler kısa dönemli maliyetlerin uzun dönemde örgütlerine getireceği faydaları hesaplamalı ve sosyal sorumluluklarını görmezden geldikleri takdir de toplumun tepkisi ile karşılaşacaklarını ve pazardaki yerlerinin yavaş yavaş sarsılmaya başlayacağını unutmamalıdırlar.

1.2. SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ

1.2.1 Sanayi Devrimi Öncesi Dönem

Topluma karşı sorumluluktan ilk söz eden yunan düşünürü Eflatun, idarecilerin ekonomik meselelerde genel yararı her şeyden üstün tutmaları gerektiğini söylemiş, Aristo ise konuyu ahlaki açıdan ele alıp fiyatların ve kazançların adaletli bir şekilde olması gerektiğini ve faizin adaletsiz olduğunu savunmuştur.

Sosyal sorumluluğa etkisi olan konulardan bir tanesi de dindir. Hz. Musa On Emir ile yetki ve sorumluluk ilişkisine esneklik kazandırmış, bu da dolayısıyla sosyal sorumluluğu ve yönetimi etkilemiştir. Hıristiyan dininde ise sosyal sorumluluk ile ilgili olan konular kilisenin öncülüğünde dile getirilmiştir. Ayrıca İslam dini sosyal yönetimlerin ağır bastığı bir süreçte gelişmiş ve toplumda fakirlere yardım amacıyla dernekler ve vakıflar kurulmuştur.

Rönesans ve Reformların etkisi ile sanat ve ticaret hayatı gelişmiş, keşifler ve icatlar yapılmaya başlanmıştır. Bu dönemde üretkenlik artmış, zenginlik ve refaha yönelim olmuş,  manevi değerler yerini maddi değerlere bırakmaya başlamıştır.

16. ve 18. yüzyıllar arasında ithalatı mümkün olduğunca engelleyen, devletin ekonomik yaşam içinde aktif olarak yer almasını destekleyen Merkantalizim'e göre ekonomik faaliyetlerden en yüksek oranda kar elde edilmeli, bunun içinde işgören ücretlerinin en düşük seviyede olması gerekmektedir. Avrupa'daki devletler ticari anlayış olarak merkantalizm benimsenirken, doğuda İslam düşünürlerinin savunduğu dengeli ve liberal ekonomi Anadolu ticaret anlayışında sosyal sorumluluğu ön plana çıkaran loncaları oluşturmuştur.

1.2.2. Sanayi Devrimi Sonrası Dönem

1765'te James Watt'ın buhar makinesini icat etmesi ve bunun üretimde kullanılması sayesinde fabrika düzenine geçilmiş ve sanayileşmeye başlamıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısında ki bu yapısal değişim'sanayi devrimi' ya da'endüstri devrimi' olarak tanımlanmaktadır.

Bu dönem hakim görüşlerden bir tanesi Newtoncu görüştür. Newton, evreni kapalı bir sistem olarak tanımlamıştır. Bu görüşe göre, örgütler için önemli olan, en yüksek düzeyde kar elde etmektir. Ayrıca işgörenler makine gibi algılanmış ve işgörenlerin sosyal ihtiyaçları işverenler tarafından önemsenmemiştir.

Fabrika sistemi, hızlı ve yüksek miktarda üretim gibi olumlu sonuçlar doğurmuştur, ancak aynı zamanda sosyal açıdan olumsuz sonuçları da beraberinde getirmiştir. Erkek işgörenlerin yanında, hatta bazen daha ucuza çalıştıkları için onların yerine, çocuk ve kadınlar çalıştırılmaya başlanmıştır. Çalışma saatlerinin fazla olmasına rağmen ücretler yetersiz kalmıştır ve makinelerin basit olması kalifiye işgörenlere olan ihtiyacı büyük ölçüde azaltmıştır.

Bu dönemde görünmez el teorisi'nin hakim görüş olması, karlılık ve üretim artışı dışındaki diğer konularla ilgilenilmesine gerek olmadığı düşüncesi nedeni ile, örgüt sahipleri ve yöneticileri de kişisel kazançlarını maksimize etmeye çalışmanın dışında başka herhangi bir sorumluluk almamışlardır.

Sanayi devrimi öncesindeki toplumların en kalabalık sınıfı oluşturan işgören sınıfı ekonomik ve siyasal haklardan mahrum ve düşük ücretler karşılığında, sağlıksız koşullarda çalışmak zorunda bırakılmışlardı. Oy hakları olmayan ve sendikalaşmalarına izin verilmeyen işgörenler, sanayi devriminden sonra bilinçlenmeye ve haklarını aramaya başlamışlardır.

1.2.3. 20. Yüzyılın İlk Yarısı ve Otomasyon Dönemi

İkinci Sanayi devrimi olarak da adlandırılan otomasyon döneminin en belirleyici özelliği el emeğinin makineler ile yer değiştirmesidir. Ancak sanayileşme hareketi ve otomasyon, teknolojik gelişmeyi ve yapısal değişimleri sağlamış olmasına rağmen, işsizliğin artması, otomasyonun grevlerin ve sendikaların etkinliğini azaltması, gecekondulaşma, çevre kirliliği gibi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir.

Otomasyon ve kalifiye iş gücü ile büyüyen örgütler sanayileşme sonucunda oluşan olumsuz etkileri önlemek için ise sanayileşmiş batı ülkeleri yasal önlemler almaya başlamışlardır.
1930'lu yıllarda tüm sanayileşmiş toplumlarda bir takım sosyal ve kültürel değişimlerin meydana gelmeye ve işgörenler sendikal haklarını edinmeye, daha iyi ücret, çalışma şartları ve diğer sosyal hakları için pazarlık gücü elde etmeye başlamıştır.

20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan ve dünyayı etkileyen savaşlar nedeniyle işsiz kalan kişiler birleşerek sendikalar oluşturmuş ve güç sahibi olmuşlardır. Bireysel felsefe yerini toplum felsefesine bırakmış, iş hayatında işgörenlerin öneminin ve işgörenlere karşı sorumlulukların farkına varılmaya başlanmıştır.

1.2.4. II. Dünya Savaşı Sonrası Dönem ve Sosyal Sorumluluk Anlayışının Gelişimi

II. Dünya Savaşı sonrasında eğitime verilen önemin daha da artması ile kalifiye iş gücü sayısı artmıştır. Ancak kalifiye işgörenler örgütlerin salt verimlilik amacı için çalışmayı ret etmişler, örgütleri kendi amaçlarını gerçekleştirmek için araç olarak görmeye başlamışlardır.

1950'li yıllarda örgütlerin sosyal sorumlulukları ile ilgili olarak yasal düzenlemeler getirilmiştir. Yapılan bu yasal düzenlemelere ambalajlarda doğru bilgilendirme, reklamların kamu yararına olması, çevre sağlığı, iş güvenliği, atıkları azaltma gibi konular örnek olarak verilebilir

1980'li yıllarda karın topluma yapılan iyi hizmet sonucu elde edilebileceği anlayışı benimsenmeye başlamıştır. Ayrıca bu yıllarda sivil toplum örgütlerinin toplum içindeki rolü önem kazanmış, ırk ayrımı, kadın hakları gibi konularda önemli adımlar atılmıştır. Örgütlerde görülen başlıca kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarına, ortaklara bilgi sağlama, iş alımlarında adalet, karı paylaşma, reklamların ahlaki olması, geri dönüşüm, fakirlere maddi yardım, toplum sağlığına hizmet, daha iyi çalışma koşulları örnek olarak verilebilir. Bu yıllarda kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarından örgütlerin sağlayacağı faydaların net olarak ifade edilmemiş olması nedeniyle genelde örgütlerin ekonomik ve kanuni sorumluluklarını yerine getirmeye çalıştığı, ek olarak bazı gönüllü faaliyetlerde bulunduğu gözlenmektedir

Kaynak:

Birgül ÇAKIR
Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Toplam Kalite Yönetimi Tezli Yüksek Lisans Bölümü
"SA 8000 Sosyal Sorumluluk Standardının Örgütsel Bağlılık ve İş Doyumuna Etkisi" tezinden alıntı.

 
 
Kısayollar: iso 9001:2008 | iso 27001 belgesi | iso 22000 | iso 9001 izmir | iso belgesi | marka tescil S.S.S | Şartlar ve Gizlilik | Site Haritası

© 2017 Bu sitenin tüm hakları EUROCONS LTD. ŞTİ.' ne aittir. Şirket, EUROCONS ® markası ile CE - TSE - TSEK - Hizmet Yeterlilik Belgesi - ISO Serisi (9001-14001-18001-22000-13485-16949) standartları konularında danışmanlık hizmetleri vermektedir.

izmir seo