Günümüzde gelişen kalite ve hijyen standardları, özellikle Avrupa Birliği’nin direktifleriyle gıda sektörünün ve buna bağlı olara gıda ambalajı sektörünün iç ve dış pazarlardaki rekabet gücünü etkilemektedir. Gıda sanayinde ambalaj; içine konulan gıdaların, son tüketiciye, bozulmadan, en az toplam maliyetle güvenir bir şekilde ulaştırılmasını ve tanıtılmasını sağlayan bir araç olarak tanımlanabilir. Üretimi tamamlayan bir işlen olan ambalajlamada, yanlış ambalaj seçimi ve kusurlu ambalaj uygulamaları, gıda işlemede yararlanılan üstün teknolojinin önemini yitirmesine neden olabilir ve önemli ölçüde kalite kayıplarına yol açabilir. Ambalajın temel fonksiyonları; renk, koku, kıvam ve beslenme kayıplarına karşı koruma, kimyasal, biyolojik ve fiziksel bulaşmalara karşı koruma, oksijen, karbondioksit ve suyu kontrol etme, istiflenebilme, pazarlama, performans ve bilgi verme şeklinde gruplandırılabilir. Bunlardan ön önemlisi koruma fonksiyonudur. Diğer bir deyişle; işlenmemiş taze ürünleri taze halde, işlenmiş ürünleri ise işlem sonrası özelliklerini koruyarak istenilen kalitede tüketiciye ulaştırmaktır. İçindeki ürünü çeşitli dış etkilere karşı koruyan ambalajın oluşturulmasında kullanılan ambalaj malzemesi özelliklerinin belirtilen fonksiyonlarla uyumlu olması gerekir. Ambalaj malzemeleri, gıda güvenliği açısından bir hammadde, girdi, yardımcı malzeme olarak ele alınmalı e yaratabileceği tehlikeler açısından incelenmelidir. Gıdalar özelliklerine göre nem, oksijen, ışık, koku gibi etmenlerin bir yada birkaçına karşı duyarlılık göstermektedirler. Örneğin gıdanın su aktivitesi ne kadar fazla ise kimyasal ya da enzimatik bozulma reaksiyon olasılıkları o kadar fazladır. Seçilecek ambalajın su buharı geçirgenliği içinde barındıracağı gıdanın raf ömrü üzerinde önemli derecede etki yapar. İşte bu amaçla örneğin PE ambalajlar su kaybına ve donma yanığına karşı koruyucu olarak tercih edilmekte iken, PVC ambalajlar da hava rutubet blokeri ve düşük oranda geçirgenlikleri sebebiyle tercih edilmektedirler.
Gıdaların tipik aromasının, koku ve tadının korunmasında da uygun ambalaj malzemesi seçimi büyük önem taşır. Teneke ve alüminyum esaslı metal ambalajlar ile cam kaplar koku bariyeri olarak yeterli özelliklere sahiptirler. Oysa diğer ambalaj malzemelerinin uygunluk derecesi onların fiziksel özellikleri ve kalınlıklarına bağlıdır. Ambalajlanmış gıdalarda algılanan istenmeyen yabancı kokuların kaynağı ambalaj hammaddesinin temel bileşenleri, çeşitli bulaşmalar ve ambalajın üretimi sırasında oluşan çevreden bulaşan maddeler olabilir. Ambalajlarda, üretim yada kapatma kusurlarından kaynaklanan gözenekler bulunabileceği gibi, ambalaj malzemeleri de mikro gözenekler içerebilir ki bu da içindeki ürünün enfekte olup bozulmasına yol açabilir. Özellikle sterilizasyon sonrası ambalajlamalarda örneğin esnek ambalajlarda bakteri penastrasyonu film kalınlığı ile doğrudan orantılıdır. Yine steril ürünlerin kirli su ile soğutulması ya da yetersiz vakumlama bozulmaların sebepleri olabilmektedir. Ambalajlamada özellikle meyve, sebze ve et ürünlerinde tercih edilen modifiye atmosferde paketleme işleminde de birçok parametrenin kritik nokta olarak kontrol altında olması kaçınılmazdır. Bunlar; hammaddenin mikrobiyal kalitesi, ürünün etilene duyarlılığı, depolama sıcaklığı, ambalaj materyali, ambalaj içerisindeki gaz bileşimi, ambalaj atmosfer bağıl nemidir.
İyi bir ambalaj hem güvenilir, görevini tamamıyla yerine getiren hem de temasta bulunduğu gıda numunesine hiçbir bileşeni geçirmeyen yapıda olmalıdır. Migrasyon adını verdiğimiz bu geçiş göz önüne alınması gereken önemli bir kimyasal tehlike kaynağıdır. Migrasyon miktarını kontrol edebilmek için kullanılan monomer ve kimyasalların izin verilen malzemeler olduğu, temas süresi, temas sıcaklığı, materyalin kalınlığı, yüzey alanı ve gıdanın cinsini göz önünde bulundurmak gereklidir. Amlalajlamada kullanılan baskı, boya, yapıştırıcı vb malzemelerinde gıdayla uyumlulukları dikkat edilmesi gereken diğer önemli hususlardır. Üreticinin ya da amblajlayanın ambalajdan beklentilerinin en önemlisi fizyolojik bakımdan tehlikesiz ve kusursuz, kimyasal-fiziksel inert, mikrobiyolojik kusursuz, ışığa dayanıklı, havası alınabilir, pastörize ya da sterilize edebilir olmasıdır. Gıdalarda kalite kaybına yol açan ve gıda güvenliğinin azalmasına sebep olan enzimatik ya da enzimatik olmayan reaksiyonlar, hidrolizler, oksidasyon ve denatürasyon gibi tepkimelerdir. Gıdanın tüketiciye güvenir bir şekilde ulaştırılması amacıyla, ambalaj sektöründe de ISO 22000 yönetim sistemi metalden, alüminyum, kağıt, ahşap, cam ve plastik ambalaja kadar tüm üretimlerde kullanılması tavsiye edilen bir yönetim sistemidir. Ambalaj sektöründe ISO 22000 yönetim sisteminin uygulanması için ilk olarak kuruluşun gıda 16.11.1997 tarih ve 23172 sayılı “Türk Gıda Kodeksi’ne belirtilen genel gıda hijyeni prensipleine, 30.03.2005 tarih ve 25771 sayılı “Gıda ve Gıda ile Temasta Bulunan Madde ve Malzemelerin Piyasa Gözetim Kontrolü ve Denetim ile İşyeri Sorumluluklarına Dair Yönetmelik” e ve Avrupa Birliği direktiflerine uygunluğu sağlanmış olması gereklidir.
Kaynak: Standard Dergisi Şubat 2006 - TSE İzmir Bölge Müdürlüğü |